Bölümler | Kategoriler | Konular | Üye Girişi | İletişim
Mürşid-i Kamil kimdir? Mürşid-i Kamil bulmak şart mıdır?
Sıkıntı;yazılanların hazmedilmeden paylaşılmak istenmesidir.
Hazmetmek ise;aklen,kalben ve ruhen olmalıdır.Hiç olmaz ise;aklen hazmedilebilenler paylaşılmalıdır.
Vaki olan suallere ise;''şuraya bak anlarsın demek'' isabetli bir tavır değildir.
Taklidi bırakalım...Tahkike çalışalım...
Ciltlerce kitabı foruma taşımanın bir anlamı olmasa gerektir...
Bilgi yükleme var...Paylaşım çok, çok az...
Bilgi yüklemeyi bırakalım...Paylaşıma bakalım...Ne dersiniz?
Selam ve dua ile...
SORU 5: Mürşid-i Kamil kimdir? Mürşid-i Kamil bulmak şart mıdır?
Kur'an-ı Kerim'de irşâd; doğruluk, hayır, fayda ve akıllı manalarında kullanılmıştır. Mürşid de; kendisi doğru, akıllı ve hayırlı olup, insanları doğruya, hayra yönelten kimse olarak belirtilmiştir.
Hakikatta insan iki yolun salikinden biridir; birisi Allah-u Zülcelai'in nimetlendirdiklerinin yolu (Fatiha; 7); diğeri, gazaba uğrayıp, dalâlete düşenlerin yoludur. (Fatiha; 7)
İlk mürşid Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ve Kur'an-ı Kerimdir. Hayrı ve şerri yaratan Allah-u Zülcelal, kulların hayırda olmalarına razı; şerde ve küfürde olmalarına razı değildir. (Zümer; 7)
Şer kuvvetler olan nefis, şeytan ve dünya vazifesini yaparken, bu tür düşmanlara karşı kullanacağımız silahları, strateji ve taktiği, ilâhî iradeye uzanan gönül erlerinden, yani gerçek Mürşid-i Kamillerden Öğrenmeliyiz. Mürşid: "İnsan-ı Kâmil" olan Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e vekalet etmektedir. Yaratılışındaki ferasetin ve sahip olduğu ilmin derecesine göre müridin kalbindeki ve mizacındaki sertliği, fesadı yavaş yavaş gidermeye çalışır.
Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:
"Yarattığımız ümmetten öyle erler de vardır ki, onlar Hakk'a iletirler ve Hakk ile hüküm verirler." (A'raf; 181)
Ayet-i kerimede işaret edilen erler; insanı irşad eden, doğru yolu gösteren, gafletten uyandıran ve insanı Allah-u Zülcelal'in emir ve nehiyleri doğrultusunda terbiye ederek Allah'a ve Resulüne götürecek olan mürşidlerdir.
Allah-u Zülcelal nasıl ki zahiri ilimlerin öğrenilmesi için yeryüzünden âlimleri eksik etmiyorsa, batini ilimlerin öğrenilmesi ve insanların manevi olarak kendilerini temizleyip doğru yola çevirecek olan, daima güzel ahlakla davranan, şefkat ve merhametle muamele eden mürşid-i kamilleri eksik etmemiştir.
Şimdi bazı kimseler: "Muhakkak bir mürşid bulmak şart mıdır? " diyebilirler.
İnsan, yüzlerce kitabı ezberlerse ve gece-gündüz ibadetle meşgul olsa bile bir mürşidin terbiyesine girmeden, üzerinde bulunan hasletlerden kurtulamaz.
Tedavi yolunu bilmeyen bir hasta, nasıl doktora gitmeye muhtaçsa, nefsine mağlup olan ve bir türlü doğru yolda yürüyemeyen her insanın kendine bir mürşid bulması lazımdır. Çünkü Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:
"İşte onlar, Allah'ın hidayetine ulaştırdığı kimselerdir; öyleyse sen de onların yoluna uy." (Enam; 90)
Mürşid, gerçek manada Allah-u Zülcelal'i kullarına, kulları da Allah-u Zülcelal'e sevdirmektedir. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
"Muhammed'in nefsini elinde bulunduran Allah 'a yemin olsun ki, hiç şüphesiz, Allah-u Zülcelal'in en sevgili kulları; Allah 'ı kullarına, kulları da Allah 'a sevdiren, yeryüzünde hayır ve nasihat için dolaşanlardır." (Beyhaki)
Mürşid-i kamillerin insanları Allah-u Zülcelal'e sevdirmesi şöyle olmaktadır. Mürşid-i kamil, kişiyi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in sünnetine uymaya sevkeder. Her kim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e ve onun yoluna uymak için gayret sarfederse Allah-u Zülcelal onu sever. Çünkü bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:
"De ki; 'Eğer siz (gerçekten) Allah 'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da Sizi sevsin. " (Al-iİmran; 31)
Mürşid-i kamilin Allah-u Zülcelal'i kullarına sevdirmesi ise şöyle olur: Mürşid, kişiyi manevi kirlerden temizleme yoluna sevkeder. Nefis, çirkin sıfat ve huylardan temizlenince, kalp aynası parlar ve hakikati görür. Hakikati gördüğü zaman da Rabbini sever. İşte bu nefsi temizlemenin ve terbiye etmenin bir sonucudur. Nitekim Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:
"Şüphesiz nefsini temizleyen kurtulmuştur. "(Şems; 9)
Nefsin kurtulması, Allah-u Zülcelal'i tanıması ve hakikati görmesiyledir. İnsanın kalp aynası parlayınca, dünyanın ne kadar çirkin ve boş olduğunu, ahiretin ise ne kadar güzel ve devamlı olduğunu görür. Bu durumda da baki olanı sever ve ona yönelir; boş ve geçici olandan yüz çevirir. Böylece mürşidin insana vermiş olduğu menfaatte ortaya çıkmış olur.
Mürşid-i kamiller, dünyada Allah-u Zülcelal'in dininin tebliğ edicileri, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in varisleridirler. Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
"Alimler, peygamberlerin varisleridir." (Beyhaki)
Madem ki peygamberlerin varisleridirler, öyle ise onlara uymak, onların gösterdiği yoldan gitmek, söyledikleri tavsiyeleri yerine getirmek lazımdır.
İnsan ne kadar çok ibadet ederse etsin, bir mürşid-i kamilin terbiyesine girerse, yapmış olduğu bu ibadetini az görür ve daha fazla ibadet etmeye gayret gösterir. Ama mürşidsiz olursa, nefis ve şeytan insanı çok kolay aldatır. Az olan ibadetini bile dağlar gibi gösterir.
Mürşid-i kamiller, Allah-u Zülcelal'in dosdoğru olan yolundan zerre kadar ayrılmamaya gayret gösterirler. Daima Allah-u Zülcelal'in razı olacağı işlerin üzerinde bulunurlar. Bir kişinin hem Allah-u Zülcelal'in rızasını aradığını iddia etmesi, hem de bu gibi zatlardan kendisini uzak tutması çok yanlıştır. Oysa Allah-u Zülcelal bir ayeti kerimede şöyle buyurmuştur:
"Bana yüz tutanın yolunu tut." (Lokman; 15)
Bu ayet-i kerimeden de anlaşıldığı gibi, peygamberlerin varisleri olan mürşid-i kamillerin göstermiş olduğu yoldan ayrılmamak lazımdır. Çünkü ashab-ı kiramlar da Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e tabi olmuşlar, onun manevi terbiyesine girerek, göstermiş olduğu yoldan yürümüşlerdir. Günümüzde de onun varislerine uyan kimseler nefsin çirkin sıfatlarından kurtulup güzel sıfatların sahibi olurlar.
Netice olarak, mü'min olan kişi şuurlu bir şekilde düşündüğü zaman, Allah-u Zülcelal'in dostları ile beraber olmanın ve bir mürşid-i kamilin manevi terbiyesi altına girmenin bilhassa günümüzde şart olduğunu görecektir. Çünkü bugün günahlar bir deniz gibi olmuştur. İnsanın kendisini böyle bir ortamda muhafaza etmesi çok zordur. Kendisini muhafaza edebilmesinin çaresi mürşid-i kamilin terbiyesine girip, onun vermiş olduğu reçeteyi uygulamakla mümkündür. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi
ve sellem bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
"Kişi kendi arkadaşının dini üzerinedir. Öyle ise kişi kiminle arkadaşlık yaptığına baksın." (EbuDavud)
Onun için insan Allah-u Zülcelal'in yolunda sapmadan doğru bir şekilde yürüyebilmek için daima iyi kişilerle birlikte olmalıdır. Böyle kimselerle beraber olmak hem Allah-u Zülcelal'i, hem Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i hem de Allah dostlarını razı eder.
Kaynak: Seyda Muhammed Konyevi K.S
Hanefi ve Şafi Mezhebine Göre Asrımız Meselelerine Fetvalar
Not:Ayrıca bak ;Mücahid Şehid Bayram Ali Hocaefendinin rahmetullahialeyh ders notları 4 okurken gördümki oda aynı dersi yapmış;
''Tasavvuf varya...İmamı Suyutinin ksa dediği gibi Farz-ı Ayndır.'' devamı var...
Kaynak halidiye.com dan alınmıştır.
Allah uteala ya emanet olun...
kardesim khalid, bildigim kadariyla bediüzzeman talebelerine zamanin tarikat zamani olmadigini söylemis, bu gün bediüzzamana bagli oldugunu iddea eden kardeslerimizde kendilerinin bir tarikat mensubu olmadiklarini israrla vurgularlar... burda akla gelen her kisinin mürsidi kamile uymasi gerektigini söylemis oldugunu ifade ediyorsunuz... tarikatsiz mürsidi kamil den nasil istifade edilir anlamiyorum...
gurban olar nurcudur jada öyle birsey bediüzzeman nursi hz de bir mmürside baglidi ve bildigim kadar iyle kendisi halife felan birakmadi
Kendi zannımızdan ziyade Varisul Enbiya ve Sultan Hazretlerinin Halifesi,
Şeyh Seyda Molla Muhammed ks başımızın tacı mübarek buyuruyor ki;
''Netice olarak, mü'min olan kişi şuurlu bir şekilde düşündüğü zaman, Allah-u Zülcelal'in dostları ile beraber olmanın ve bir mürşid-i kamilin manevi terbiyesi altına girmenin bilhassa günümüzde şart olduğunu görecektir. Çünkü bugün günahlar bir deniz gibi olmuştur. İnsanın kendisini böyle bir ortamda muhafaza etmesi çok zordur. Kendisini muhafaza edebilmesinin çaresi mürşid-i kamilin terbiyesine girip, onun vermiş olduğu reçeteyi uygulamakla mümkündür. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi
ve sellem bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
"Kişi kendi arkadaşının dini üzerinedir. Öyle ise kişi kiminle arkadaşlık yaptığına baksın." (EbuDavud)
Onun için insan Allah-u Zülcelal'in yolunda sapmadan doğru bir şekilde yürüyebilmek için daima iyi kişilerle birlikte olmalıdır. Böyle kimselerle beraber olmak hem Allah-u Zülcelal'i, hem Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i hem de Allah dostlarını razı eder.
Kaynak: Seyda Molla Muhammed Konyevi K.S
kısaca şu denilebilir ''İSTİKAMET BULABİLEN İÇİN GEREKLİ DEĞİLDİR'' ancak bu zaman da istikamet bulmak zordur.
ancak bundan daha zoru kamilmürşit i tanıyabilmektir.hatta bunun için alim olmak lazımdır.
çok mu karışık oldu?
Esselamualeykum,
Halis bir niyet ile dua edeni Mevlam dostuna kavuşturuyor...
İşte o zaman ballar balını buluyorsun...
Bu iş zor değil ki !
O Allah dostları mıknatısın demirleri çektiği gibi insanları kendisine çekiyor...
Mevlam dostuna bütün kainatı sevdalı kılmış....
Hay Allah Hak !
burda bediüzzamanla ilgili biraz bilgi verilmis... baska sitelerde nurcularin vermis olduklari bilgiler daha önce bildiklerimi altüst etmistir... benim cemaatler arasi görüs farkliligini itikadi yönü olmazsa anlayisla karsilarim ancak itikad yönündeki arizalar bizleri onlara karsi mesafeli olmaya sebebiyet verir...
onlardan aldigim izlenim, mezhepsiz bilinen kisilerle ilgili ileri geri hic bir beyani kabul etmemeleri... - arastiririz, iyi yerlerini aliriz kötü yönlerini reddederiz - yaklasimindalar... bu beni rahatsiz ediyor... yanlismi düsünüyorum?...
burda bediüzzamanla ilgili biraz bilgi verilmis... baska sitelerde nurcularin vermis olduklari bilgiler daha önce bildiklerimi altüst etmistir... benim cemaatler arasi görüs farkliligini itikadi yönü olmazsa anlayisla karsilarim ancak itikad yönündeki arizalar bizleri onlara karsi mesafeli olmaya sebebiyet verir...
onlardan aldigim izlenim, mezhepsiz bilinen kisilerle ilgili ileri geri hic bir beyani kabul etmemeleri... - arastiririz, iyi yerlerini aliriz kötü yönlerini reddederiz - yaklasimindalar... bu beni rahatsiz ediyor... yanlismi düsünüyorum?...
Aladin kardeş izlenimlerinizi genele yaymadığınız gayet aşikarane ortada mezhepsiz bilinen kişilerle ileri geri hiçbir beyanı kabul etmemeleri ifadesini kullanmak bir cemaat hakkında apaçık suizanda bulunmaktır.
Farukaktaş kardeşimde herzamanki gibi sonuca varılamamış hiçbir şey anlaşılamamış diyor acaba kendileri ne düşünürler Bediüzzaman hazretlerinin açmış olduğu yol hakkında aslında khalid kardeşim konuyu çok iyi özetlemiş ama burada verilmek istenilen izlenim nurcuların bir mürşidi kamile bağlanmamaları doğrumudur değilmidir tabi bunu anlayabilmek için bediüzzaman hazretlerinin eserlerinde mürşidi hakiki kurandır kelimesini çarpıtmadan analiz etmektir.
Şayet hiçbir nur mensubu bir mürşide bağlanmayı hor görmez bunu böyle idda eden varsa o iddasının altında kalır.
Rabbim birliğimizi dayanışmamızı arttırsın inşaallah.
"Alıntı:
1-Yahudiler de, Hıristiyanlar da cennete girecek demek.
2- La ilahe illalah diyen cennete girer, Muhammedün resulullah demeye gerek yok demek.3- (Deccal bir akımdır, İsa ve Mehdi de manevi şahıs yani ruh olarak gelecek) demek.
4- Hazret-i İsa, gelince hakiki Hıristiyanlığı yayacak demek.
5- Hazret-i Mehdi’nin vasıfları uymadığı halde, birilerine Mehdi demek.
Bunlar Risalei nurların görüşü değildir.
Alıntı:
6- İbni Teymiyye’yi, mason Abduh’u, diğer mezhepsizleri ve bid'at ehlini savunmak.
İyi şeyler yapmış olduğunu biliyorsan kim olursa olsun savunmak gerekir. Çünkü tüm İYİ ve güzel şeyler islamın malıdır. Bahsini ettiğiniz kişi hakkında malumat sahibi değilim ykanaat belirtmek hatadır . Ama biziya kardeşim bu kadar karaladığına göre muhakkak iyi biri olmalı.
Alıntı:
21- Ahmet Kadiyani; Behaullah, Beykiyef, C. Efgani, Ebul ala Mevdudi, Hasan el Benna, Hasan Sabbah, İbni Hazm, İbni Kayyimi Cezviyye, İbni Rüşd, İbni Sebe, İbni Teymiye, İzmirli İsmail Hakkı, M. Şevkani, M. Abduh, M. bin Abdülvehhab Necdi, Makdisi, M. Hamidullah, M. Ebu Zehra, M. İkbal, M. Sıddık Hasan Han, N. Elbani, Reşat Halife, Reşit Rıza, S. Kutup, Seyyid Sabık, Şeyh Bedrettin, Yusuf Kandehlevi, Yusuf Kardavi, Zuhayli gibi yazarları kaynak göstermek.
İyi yada kötü demek için hepsini incelemek ve yaşadıkları devire fikren gitmek lazım.
İslamiyetin ruhu ile bağdaşmayan bir durumları varsa Allah af etsin.
İslamiyetin ruhuna müvafık durumlardasalar Rabbim onların şefaatlerine mazhar eylesin bizleri.
Yukarda dediğim gibi kişilerle uğraşmak harcımız değil aladdin bey. "
denizce kardes,bu alinti bir nurcu kardesten, bunlari okuduktan sonra bana vermis oldugu izlenime suizan demeniz insaf ile bagdasmaz kanaatindeyim...
bilhassa ilk 1 ve 2 . maddelerin diyalog adi altinda nurcularin düsüncesi oldugunu bilmiyen yok, o nurcu kardes reddetmis olsada...
yukardaki sahsiyetlerle ilgili ahmet davutoglunun yazmis oldugu din tahripcileri eserine ragmen nurcu kardeslerin onlari bu kadar korumalarini anlamiyorum, anliyamiyorum... bu bizim onlara karsi zoraki beslemeye calistigimiz hüsni zannimizin kuvvetlenmesi icin ikna edilmemiz zaruridir... :(
Bak aladin kardeş ne fikirde olduğunuz hangi gurubu temsil ettiğiniz bunlar pek önemli şeyler deyil önemli olan muhammedi yol s.a.v. üzerinde ittihad etmiş olmamıızdır.
Ben sizi eleştirmiyorum bir paylaşım sunmuşsunuz bunun üzerinde fikirlerimi beyan ediyorum buda gayet normal ama her ne hikmetse bu forum sayfasında bir kaç tane saygıdeğer kardeş forumda yargıç gibi bir o tarafa birde bu tarafa veriştirip duruyor. Yok efendim bu yazı kopya yok efendim bilmem ne içerikli falanda filanda
1-Yahudiler de, Hıristiyanlar da cennete girecek demek.
2- La ilahe illalah diyen cennete girer, Muhammedün resulullah demeye gerek yok demek'
yukarıda geçen maddeler üzerinden bu cemaat hep karalanmaya çalışılmıştır.Ama bu kelimeler 'ZAMAN TARİKAT ZAMANI DEYİL HAKİKAT ZAMANIDIR' cümlesi gibi hep yanlış taraflara çekilmiştir.
Ayrıca mezhepsizleri savunmak onlar bu cemaati yerden yere vuruyorlarken hiçbir nur mensubununda onları savunacağı fikirlerini benimseyeceğini idda etmek doğru değildir.Saygılar
:) Teyemmüm meselesini dönüp dönüp tekrar etmeye lüzum yok değil mi? Çünkü karşılığında gelecek cevabı pardon "soruyu" biliyorum. :) :) :)
Bölüm "Cemaat ve Düşünceler" bölümü, denizce-aladin-adminler ve ben görüyorum sanırım. Mevzu denizce-aladin arasında müthiş bir düzeyde ilerleyebilir, hatta çok da güzel sonuçlara varabilirsiniz. ;)
Çünkü her iki arkadaşımın da farklı bir şeyi savunduğunu düşünmüyorum. Zira aladin'in "nurcu" ifadesi ile kimi-neyi kastettiğini hiç anlamadım. Sanırım topluluğu ayrıntılarıyla bilmiyor.
Mevzu ile alakalı uzaktan-yakından görüş-yorum bildirmiyorum. Gerekli zemin ve zamanda yazmak istediklerimi yazmış idim, tekrar ayrıntılarıyla izah etmeye kalksam tepkinin değişeceğini sanmıyorum. Nasip meselesi...
Evet haklısınız tepki değişmez ama sizlere tavsiyem yazdıklarınızı her zaman çok iyi bir şekilde analiz edin bir meseleyi değerlendirirken neye göre kime göre değerlendirdiğinizi unutmamaya çalışın.
Rabbim cümlemizi sirati müstakimden ayırmasın inşaallah.
Evet haklısınız tepki değişmez ama sizlere tavsiyem yazdıklarınızı her zaman çok iyi bir şekilde analiz edin bir meseleyi değerlendirirken neye göre kime göre değerlendirdiğinizi unutmamaya çalışın.
:))) Peki. Tavsiyelerinizi göz önünde bulunduracağız inş.
Rabbim cümlemizi sirati müstakimden ayırmasın inşaallah.
Amin.
Bak aladin kardeş ne fikirde olduğunuz hangi gurubu temsil ettiğiniz bunlar pek önemli şeyler deyil önemli olan muhammedi yol s.a.v. üzerinde ittihad etmiş olmamıızdır.
Ben sizi eleştirmiyorum bir paylaşım sunmuşsunuz bunun üzerinde fikirlerimi beyan ediyorum buda gayet normal ama her ne hikmetse bu forum sayfasında bir kaç tane saygıdeğer kardeş forumda yargıç gibi bir o tarafa birde bu tarafa veriştirip duruyor. Yok efendim bu yazı kopya yok efendim bilmem ne içerikli falanda filanda
1-Yahudiler de, Hıristiyanlar da cennete girecek demek.
2- La ilahe illalah diyen cennete girer, Muhammedün resulullah demeye gerek yok demek'
yukarıda geçen maddeler üzerinden bu cemaat hep karalanmaya çalışılmıştır.Ama bu kelimeler 'ZAMAN TARİKAT ZAMANI DEYİL HAKİKAT ZAMANIDIR' cümlesi gibi hep yanlış taraflara çekilmiştir.
Ayrıca mezhepsizleri savunmak onlar bu cemaati yerden yere vuruyorlarken hiçbir nur mensubununda onları savunacağı fikirlerini benimseyeceğini idda etmek doğru değildir.Saygılar
kardesim,maksadim su cemaati veya bu cemaati elestirmek degil... benim üzerinde titizlikle egildigim husus, nurcularin ( kastim risalei nurdan dersler okuyanlar, kendilerine bu ismi verdiklerinden) ehlisünnet olup olmama hususudur... yine bundan kastim kimseyi yargilamak degildir... yanliz saf ehlisünnet müslümanlarin bilgilenmesidir...
bir ehlisünnet cemaatin bir baska ehlisünnet cemaati karalamasi iddeasi o cemaat icin en büyük hakarettir...
acaba yanlis anlamalara sebiyet verenlerin hicmi kabahatleri yok??
umarim iftira etmedigimin delili olsa gerektir...
http:/www.rm.com/showthread.php?t=23740
burda cok ilginc degerlendirmeler var...
http:/www.ihvanform.org/risale-i-nur/60166-**leler-muslumanlar-hitap-etmiyor-9/