Bölümler | Kategoriler | Konular | Üye Girişi | İletişim


sifreleri cözelimmi?

mse bey , kendisinin cemaatlerin adini vermeden kendi bakis acisiyla eksikliklerini siralamis.... bizler bu otuz maddede bilinen hangi cemaater kasdedilmis olabilir?.. birde o kasdedilen cemaatlerin de o konu ile ilgili onlarin savlari nelerdir acaba?? yardimci olursaniz sevinirim, katkilarinizdan dolayi simdiden tesekkürler....

İki gün İstanbul dışına çıkmıştım, döndüğümde internete bakarken bir iki sitede "Eygi, Gülen cemaatine çattı, cemaatin ileri gelenlerinden biri sert cevap verdi" mealinde haberler gördüm M. Şevket Eygi - Milli Gazete 2009-04-28
İki gün İstanbul dışına çıkmıştım, döndüğümde internete bakarken bir iki sitede "Eygi, Gülen cemaatine çattı, cemaatin ileri gelenlerinden biri sert cevap verdi" mealinde haberler gördüm.

Herkes bilir ki, şahıs veya kurum ismi vererek, hedef göstererek kimseyi suçlamam.

Ülkemizde büyük, güçlü, zengin, nüfuzlu, etkili dinî cemaatler bulunmaktadır. Bunları, olumlu da olsa isim vererek tenkit etmek, bazı aksaklıkların düzeltilmesini istemek fitne ve fesada sebebiyet verir.

Fethullah Gülen Hocaefendiyi ve cemaatini tenkit niyetim yoktur. Bendeniz bütün Müslümanları ilgilendiren genel, anonim, şahıslar ve kurumlar üstü tenkitler ve uyarılar yapıyorum. Bunlar müsbet uyarı ve tenkitlerdir. Müslümanların daha iyi olmalarına, daha güçlü ve vasıflı olmalarına, İslâmî hizmet ve faaliyetlerin ıslahına, Ümmet'in zillet ve esaretten kurtulup izzet ve hürriyet-i şer'iyeye kavuşmasına yöneliktir. Tenkitlerimin, çare ve çözüm tekliflerimin, uyarılarımın, fikir ve görüşlerimin doğruluğu, isabetli olup olmadıkları elbette tartışılabilir.

Müslüman kardeşlerime şu hususları arz ederim:

1. Fethullah Hocaefendiye ve cemaatine karşı hiçbir düşmanlığım söz konusu olamaz.

2. İsim vermeden yaptığım tenkitler onları hedef almamaktadır. Böyle bir niyetim yoktur.

3. Millî Gazete'de 1991'den beri günlük yazılar kaleme alıyorum. Mensubu bulunduğum Ümmet-i İslâmiye ile ilgili yapıcı özeleştiri yazılarımın sayısı yekûn olarak yüzleri geçmiştir. Bunlar bir araya getirilse kocaman bir kitap olur.

4. Büyük dinî cemaatleri, grupları açık şekilde, isim vererek tenkit etmek fitne ve fesada sebep olacağından yanlıştır.

Bendeniz, öncelikle Türkiye Müslümanları için şunları istiyorum:

Bir: Bütün Müslümanlar Ümmet şuuruna sahip olmalıdır.

İki: Ümmet şuuru yok veya çok zayıf, buna karşılık cemaat, hizip, tarikat, grup, parça asabiyeti çok güçlü ve şiddetli...Böyle bir şey Müslümanların zararınadır.

Üç: Bazı cemaatler, gruplar, topluluklar kendilerini İslâm ile özdeşleştirmiş durumdalar. Bu yanlıştır, zararlıdır. Cemaatler, gruplar parçadır, İslâm bütündür. Parça bütün ile özdeş olamaz.

Dört: Cemaatler, gruplar dört fıkıh mezhebi gibi olmalıdır. Cemaat bağlılarında fanatizm, aşırı asabiyet, tarafgirlik, cemaatini din ile özdeşleştirmek gibi holiganlıklar bulunmamalıdır.

Beş: Cemaatler gaye/amaç değildir, vasıta ve âlettir.

Altı: Bütün Müslümanlar din, iman, Kur'ân, Sünnet, Şeriat, fıkıh, ahlâk-ı islâmiye, Ümmet, birlik ve beraberlik, İmamet-i Kübra için çalışmalıdır. Şu'culuk, Bu'culuk, O'culuk, Falancalık, Filancalık, Feşmekancılık için çalışmamalıdır.

Yedi:Tarikatlarda, tarikata genel dâvet yoktur. Tarikat, insanları dine, imana, salih amellere, ebedî kurtuluşa, olgunluğa yani İslâm'a çağırır. Tarikata intisab etmek bir nasip meselesidir. Ülkedeki bütün Müslümanların bir tarikata veya cemaate girmesini istemek yanlıştır ve böyle bir şey zaten mümkün değildir.

Sekiz: Bazı islâmî cemaatler, tasavvufî tarikatlar, Batı dünyasında sekt denilen şekil ve statüye girerlerse zararlı olabilirler.

Dokuz: Din ve iman hizmetleri ile dünyevî, siyasî, zümrevî, şahsî ihtiras ve emelleri kesinlikle birbirinden ayırmak gerekir.

On: Hiçbir İslâmî cemaatin, tarikatin, hizbin Müslümanların zekâtlarını Kur'ân'a, Sünnete, Şeriata, fıkha, dinî kurallara aykırı olarak toplaması doğru olmaz. İslâm'da, amaca ulaşmak için her şey mübah değildir. Zekât Kur'ân'da sarahaten ve çok açık ve seçik olarak belirtilmiş olan sekiz tür/sınıf Müslümana verilir. Tüzel kişilere zekât verilmez. Zekât parası ile cami bile yapılmaz. Bu ülkede zekat öncelikle fakir ve miskin Müslümanların hakkıdır. Zengin Müslümanlar zekâtlarıyla ve sadakalarıyla (maddî yardımlarıyla) fakir, ezilen, sürünen kardeşlerini desteklemezlerse büyük günaha girmiş, isyankâr olmuş ve Ümmet'in sarsılmasına yol açmış olurlar.

Onbir: Kur'ân ve Sünnet biz mü'minleri Hıristiyanları ve Yahudileri kendimize dost ve velî edinmekten kesin olarak men etmektedir.

Oniki: Hiçbir dinî cemaatin, tasavvufî tarikatın, İslâmî grubun mevrid-i nasta ictihad, dinde reform yapmasına, kesin dinî hükümlerden tâviz vermesine cevaz yoktur.

Onüç: Müslümanların başına elbette bir İmam-ı Kebir, bir Emîrü'l-mü'minîn seçilmelidir ama bu seçim Müslümanlar tarafından yapılmalıdır. Gayr-i müslimler, Haçlılar, Siyonistler, Masonlar, Evangelistler, mürtedler, Tâğutçular, şunlar bunlar bu işe karışmamalıdır.

Ondört: İslâm'ın temel ve kesin öğretilerinden biri şudur: İslâm'dan başka hak, doğru, Allah katında geçerli din yoktur. Hiçbir cemaatin, hizbin, fırkanın bu öğretiyi, bu temel gerçeği değiştirmeye hakkı yoktur.

Onbeş: Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü gibi yeni çıkmış bid'atler, İslâm dünyasının büyük ulemâsı, fukahası, müftüleri, şeyhülislâmları, ehliyetli ve liyakatli şahısları tarafından incelenmeli, tartışılmalı ve en kısa zamanda kesin karara bağlanmalı, bu karar bütün Müslümanlara ilan edilmelidir.

Onaltı: Kelime-i Tevhid bir bütündür. Onun ikinci kısmı kesinlikle ayrılamaz.

Onyedi: Cemaat, tarikat, hizip, grup başları ve büyükleri gerekenden fazla övülmemeli, bu zatlar erbab haline getirilip putlaştırılmamalıdır. İslâm'da gerçek âlimler, gerçek şeyhler, gerçek hizmetkârlar, gerçek büyükler elbette sevilir, onlara elbette hürmet edilir ama her şeyin hududu vardır. Yüce Dinimiz, Yüce Kitabımız bu konuda sınırlar, ölçüler koymuştur.

Onsekiz: Ehl-i sünnet ve Cemaat Müslümanlığında, Peygamberlerden başkası mâsum yâni günahsız değildir.

Ondokuz: Hiçbir cemaat, hizip "Biz kendi işimize ve hizmetlerimize bakarız, öteki Müslümanlar bizi ilgilendirmez. Kimse bize karışamaz..." şeklinde bir zihniyete sahip olmamalıdır. Bütün Müslümanlar tek bir Ümmettir (Ümmet-i icâbet). Her Müslüman büyük bir vücudun bir parçası gibidir. Bütün mü'minler (iyi Müslüman olsunlar, günahkâr Müslüman olsunlar) kardeştir.

Yirmi: Birtakım cemaat mensuplarının "Bu Müslüman bizdendir, O Müslüman bizden değildir" gibi ayırımlar yapmaması gerekir. Böyle ayırımlar kardeşliğe, birliğe, Ümmet şuuruna zarar verir.

Yirmi bir: Türkiye'deki bütün İslâmî tarikat ve cemaatlerin, lâik devlet kontrol ve baskısı dışında bulunan bir din kuruluna bağlı olmaları ve onun denetiminde bulunmaları gerekir.

Yirmi iki: Hiçbir dinî cemaat, tarikat, grup büyüye büyüye dev bir holding, dev bir ticarî-iktisadî firma haline gelmemelidir. Bu gibi azmanlaşmalar İslâm'a ve Ümmet'e zarar verir.

Yirmi üç: Tarikatlar ve cemaatler ılımlı, ölçülü, olumlu, haklı, meşru özeleştirilere açık olmalıdır.

Yirmi dört: Tarikatlar ve cemaatler; yardım, hizmet, islâmî faaliyet yapmak için Müslümanlardan topladıkları paraları temiz, şeffaf, açık ve yerli yerinde harcamalı ve Ümmeti bu konuda bilgilendirmelidir.

Yirmi beş: Türkiye Müslümanları için dört başı mâmur, Kur'ân'a ve Sünnete uygun, ilmin ve hikmetin ışığında bir hizmet ve faaliyet plan ve programı yapılmalıdır. Böyle bir program bütün dünya Müslümanlarına ve insanlığa örnek olacaktır.

Yirmi altı: Siyonistler, Haçlılar, emperyalistler tarafından hazırlanmış olan Büyük Ortadoğu Projesi İslâm'ın ve Müslümanların lehine değildir. Hiçbir tarikat veya cemaatin buna âlet olmaması gerekir.

Yirmi yedi: Kur'ân bütün insanlığa imana ve İslâm'a çağırmaktadır. Kur'ân'ın Yahudileri ve Hıristiyanları İslâm'a çağırmadığı iddiası gülünç ve korkunç bir safsatadan ibarettir. Hiçbir cemaat ve grup böyle din dışı safsataları benimsememelidir.

Yirmi sekiz: Tevhid inancını, Peygamberimizin risaletini, Kur'ân'ı, İslâm'ı inkâr ve tekzib eden gayr-i Müslimler ehl-i necat ve ehl-i Cennet değildir. Böyle bir inanç Müslümanlığın ana temellerine aykırıdır.

Yirmi dokuz: Gerçek Nurculuk gerçek Müslümanlıktır. Nurculuk bir cemaat, hizip, fırka, grup değildir; bir hizmet metodudur. Gerçek Nurcular, Ehl-i Sünnet ve Cemaat sınırları içinde iman, İslâm, Kur'ân, Sünnet, fıkıh, Şeriat, uhuvvet-i islâmiye ve ahlâk için çalışırlar. Nurculuk ihlâs üzerine kuruludur; siyasî, şahsî emellere ve ihtiraslara âlet edilemez.

Otuz: Müslümanlardan, hayır, hizmet, sadaka, zekât olarak toplanan paraların bir kuruşu bile herhangi bir cemaat ve tarikatın başının reklâmı, övgüsü, tanıtılması için harcanmamalıdır. Böyle bir şey dine, ahlâka, fazilete, hikmete aykırı olur.

Daha fazla maddeler yazabilirim ama uzatmıyorum. Görüleceği üzere bunlar şu veya bu cemaate veya hizbe karşı yazılmamıştır. Bunlar kesinlikle genel ve anonim uyarı ve tenkitlerdir. Hiçbir cemaat bunlardan gocunmamalıdır.

Bendeniz Fethullah Efendiye minnet ve teşekkür borçluyum. 1995'te annem vefat ettiği zaman, mürüvvet gösterip cenaze namazına katılmışlar ve hattâ kabristana kadar gelmişlerdi. Onun bu âlicenaplığını elbette unutmam, kendisine hürmette kusur etmem, sıhhat ve selâmet dilerim.

Profesyonel gazeteci ve yazar değilim. Aydın değilim, seçkin değilim, fazıl ve muhterem değilim. Ehl-i Sünnet ve cemaat mezhebine bağlı okur-yazar bir Müslümanım. Görüşlerim, çare ve çözüm tekliflerim, isteklerim vardır. Bunları yazıp arz ediyorum. İşte maddeler yukarıdadır. Yanlışım, hatâm varsa gerekçe göstererek bildirsinler, uyarsınlar.

(Bu yazıyı herhangi bir teşvik veya uyarı neticesinde yazmış değilim. Seyahatten geldim, internete baktım ve yazdım
Kaynak:HABER VAKTİM.COM

ironik bir yazı olmuş,

zira karşı olmadığını söylediği zat! ve hürmet ettiği zat! ve maalasef tüm grubu! saydığı şeylerin hepsini yapıyor,

bakın cemaat demiyorum çünkü cemaat olabilmeleri için bir kere bir silsileye bağlı olmaları gerekir,

hiçbir kimse ortaya çıkıp ben hafızım,güzel namaz kıldırırım,şöle iyiyim ,böle kutsalım,o biçim duygusalım ve herşeye ağlarım deyip baştacı edilemez ve hoca ,üstad,efendi ne diyorsanız o sıfatı alamaz,

o sıfatı Allah(c.c) verir,

baştan beri böyle oldu,kıyametede kadarda tek kişi kalsa bile böyle olacak,

şu an ne kendileri ne de sahibüzzaman ! olarak gördükleri büyük hocaları! ve yetiştirdikleri bile silsileye bağlı değildir ,

ve ne oldukları da belli değildir,

ama elbet birgün foyaları meydana çıkacaktır ve ben o günü görmek için dua ediyorum...

fazla olmaları,güçlü olmaları,paralı olmaları,ellerinin heryere uzanması doğru olduklarını göstermez,

aksine ahir zamanda bence yanlış yolda olduklarının en önemli kanıtıdır,

ve ferasat ve basiret sahibi olmadan kendilerini dış mihraklara kullandırmalarıda bir ayıp,

ve tam kelime karşılığıyla hainliktir,

şifre çözmeye gerek yok aslında,

kalbi kararmamış her müslümanın görmesi gerekli şeylerdir bunlar,


ve ne mutlu bu devirde fırkayı naciyede olanlara,

onlar aynı Ashap gibi gariptirler,

ne mutlu öyle garip olanlara...

:)

Parti kuruyor sandım. Belirli bir noktadan sonra hiç yazmamak daha iyi aslında, ne dediklerini bilmiyorlar yoksa.


ironik bir yazı olmuş,

zira karşı olmadığını söylediği zat! ve hürmet ettiği zat! ve maalasef tüm grubu! saydığı şeylerin hepsini yapıyor,

bakın cemaat demiyorum çünkü cemaat olabilmeleri için bir kere bir silsileye bağlı olmaları gerekir,

hiçbir kimse ortaya çıkıp ben hafızım,güzel namaz kıldırırım,şöle iyiyim ,böle kutsalım,o biçim duygusalım ve herşeye ağlarım deyip baştacı edilemez ve hoca ,üstad,efendi ne diyorsanız o sıfatı alamaz,

o sıfatı Allah(c.c) verir,

baştan beri böyle oldu,kıyametede kadarda tek kişi kalsa bile böyle olacak,

şu an ne kendileri ne de sahibüzzaman ! olarak gördükleri büyük hocaları! ve yetiştirdikleri bile silsileye bağlı değildir ,

ve ne oldukları da belli değildir,

ama elbet birgün foyaları meydana çıkacaktır ve ben o günü görmek için dua ediyorum...

fazla olmaları,güçlü olmaları,paralı olmaları,ellerinin heryere uzanması doğru olduklarını göstermez,

aksine ahir zamanda bence yanlış yolda olduklarının en önemli kanıtıdır,

ve ferasat ve basiret sahibi olmadan kendilerini dış mihraklara kullandırmalarıda bir ayıp,

ve tam kelime karşılığıyla hainliktir,

şifre çözmeye gerek yok aslında,

kalbi kararmamış her müslümanın görmesi gerekli şeylerdir bunlar,


ve ne mutlu bu devirde fırkayı naciyede olanlara,

onlar aynı Ashap gibi gariptirler,

ne mutlu öyle garip olanlara...



Evet şimdiye kadar susacağım ve sizin yazılarınıza cevab vermeyeceğim diyordum amma sizdeki bu taassub ve kini görünce dayanamadım.

Çok sığ görüşlüsünüz bakınız size karşı hiçbir takıntım olmaz sakın beni belli bir cemaat mensubuymuş gibide düşünmeyin benim zikredilen cemaate karşı sempatim vardır.Allah yolunda hizmet eden herkese karşı ölçümde budur.

Ama siz çok katısınız diyalog diye tutturmuş gidiyorsunuz güya bu diyaloğu dinsizlik gibi algılamışsınız Allah resulünün necranlı hristiyanlara olan tavrını okumadıysanız lutfedipte bir bakın neymiş güya zikredilen cemaatte kelimei tevhid bir bütün olarak algılanmıyormuş bu başlı başına bir iftira bu konuda bu forum sayfasında bu tip münazaraları dahi pek yararlı bulmuyorum amma birilerinin bu çirkin hallere dur demesi lazım

Ama elbet birgün foyaları meydana çıkacaktır ve ben o günü görmek için dua ediyorum..Sayın cepni bu tip dualar ümmet için iyi dualar deyildir.Peygamberimiz azılı düşmanlarına dahi bu şekilde dua etmemiştir.Sizler i Kavli leyinle hareket etmeye davet ediyorum.

Yazılarınızda paylaşımlarınızda bu hususa daha çok dikkat etseniz ne kadar güzel olacak.Bebde size bu konuda çok ama çopk dua edeceğim selametle MÜMİNLER ANCAK KARDEŞTİRLER.selametle kardeşim

Rabbim imanımı koruma adına ne o taassubdan ne de o kinden ayırmasın,

sizin çirkinlik dediğiniz şeyin bir çirkinlik mi olduğunu yoksa bir ...... mı olduğunu ahirette göreceğiz,

..... kısmı bilerek yazmadım,

kötü olduğundan değil ama yazdığım şeyleri çirkinlik olarak gören bir mümin kardeşimin o kelimeyi bu gönülle anlaması çok zor,

sizi zorlamak istemedim diyelim ,

ve sığ görüşlü bir insan olarak bu tür yazıları okumaya,yazmaya ve elim ve dilim döndüğünce insanları uyarmaya devam edeceğim galiba,

burda olmazsa! başka yerde...

ister yumuşak olur ister sert olur ona müsade ederseniz ben karar vereyim,

zira her koyun kendi bacağından asılacak....


ve iftiranın ne olduğunu inşaAllah ahirette göreceğiz,



ben sizin eşiniz ,çocuğunuz veya yakın bir arkadaşınız değilim sn.denizce,

yukarda kullandığınız kelimeleri bana karşı kullanmış olmanız da beni hayrete düşürdü,



lütfedip siz de okuyun,

http://www.mollacami.net/forum/index.php/topic,21529.new.html#new


Cemaat ve Düsünceler

Molla Cami Youtube Kanalı

MollaCami.Com