Bölümler | Kategoriler | Konular | Üye Girişi | İletişim
Şeyh Ahmed El Haznevi (K.S.)'nin Mektubatından Derlenen Seçme Sözleri
Şeyh Ahmed El Haznevi (K.S.)'nin Mektubatından Derlenen Seçme Sözleri
Erenlerin ancak onun muhabbetiyle kendisine vâsıl olduğu Allah'a hamd olsun. Arifler, kendisine tabi olmaları ile manevi makamı bulmuş oldukları Peygamberinin üzerine, müslümanların hidâyetleri sebebiyle, hidâyetlendiği o Peygamberin âline ve ashâbına salât ve selâm olsun!
**********************
Kardeşim, Allah Sübhanehu?yu zikr etmek süreksizdir. Hattâ kul her zaman onu yapmakla emrolunmuştur. Diğer ibadetler ise, her birisinin ayrı ayrı özel olarak bir vakti vardır. O vakitten başka bir zamanda yapılması câiz değildir. Hatta ibadetlerin en efdali namaz olduğu halde, şüphesiz ibazı vakitlerde kılınması caiz olmaz. Fakat kalben yapılan zikir bütün durum ve hallerde kuldan istenilmektedir. Kalb ile (sessiz olarak) Allah'ı zikretmek müridlerin kılıcıdır.
**********************
Kardeş! Zaman fırsatı bir ganimettir. Kişi sıhhatini ve boş vaktini kendine bir ganimet olarak bilmelidir. Öyle ise, ömrünü faydasız şeylere harcaması uygun değildir. Belki hepsinin Allah'ın (Celle ve alâ) rızasının olduğu şeylerde sarf edilmesi, beş vakit namazın cemâatle edâ edilmesi, teheccüd namazının terk edilmemesi, seher vakitlerinde istiğfarın kaçırılmaması, tavşan uykusuna benzer uyku ile, ibâdet yapmaktan geri kalınmaması, hazır dünya nimetlerinin lezzetiyle aldanılmaması, ölüm ile âhiret ahvalinin anılıp göz önünde bulundurulması gereklidir. Hatta vakitlerin devamlı olarak ilâhi zikirde sarf edilmesi vâcibdir. Parlak İslâm şeriatına uygun olan her şey, alış veriş de olsa, kişiden vaki olan bütün ameller zikir sayılır. Öyle ise, bütün yapılan işlerin zikir olması için, bütün davranışlarda şeriatın ahkâmına riâyet edilmesi gereklidir. Şüphesiz zikir gafleti kovmaktan ibarettir. Bütün fiillerde Allah'ın emir ve nehiylerine riâyet edildiğinde, gafletin etkisinden kurtuluş mümkün olup Allahu Teâla?yı devamlı zikrin sevabı hasıl olur.
haznev.net den alınmıştır.
İnsanın, dünyadan daha ziyade Allah?ın rızasına calışması gerekir. Zira Hak Sübhanehu Teâla, keremi kemâlinden, kulların rızkını vermeyi tekeffül edip, rızık için bizi, te#C4ACE6düt etmekten kurtarmıştır. Ailenin nüfusu çoğaldıkça rızıkları da o nisbette çoğalır. Öyle ise ölümden önce Hak sübhanehü tealanın rızasına yönelmek dünya ve rızık işini Allah?a (Celle ve alâ) havale etmek gerekir. Allah?ın rızası, hâkiki mürşidin rızasına; gadabı, mürşidin gadabına bağlıdır. Bu tarikat, Peygamberden (sallâllahu aleyhi ve sellem) sonra insanların efdali olan Ebü Bekir ElSiddik (Radıyallahu anh) in meşrebinden alınmıştır.
**********************
Kıskançlığın hiç bir ilacı yoktur. Kıskançlık, Allah?ın kaza ve kaderine itiraz etmektir. Çünkü kıskançlığın hakikati, sizin gibilerin malumu olduğu üzere, Allah, Sübhanehu Tealâ?ya itiraz etmek demektir.
**********************
Şükrün vücubunun, verilen nimetin miktarına göre olduğu da bilinmektedir. İnsana, nimet ne kadar çok gelse, şükrün vücubu, onda daha ziyadeleşir ve daha çoğalır. Binaenaleyh, muhtelif maddi sınıflara göre fakirlere nisbeten zenginlerin üzerine, şükrün vücübu kat katt daha fazladır.
**********************
Ey dostum! Yüce Allah?ın, kulu hakkında yaptığı her şeye kulun razı olması gereklidir. Rabbinin ona irade eylediği şeyin, onun kendi nefsine irade ettiği şeyden daha sevab, alâ ve olgun olduğunu bilmelidir. Bahauddin Nakşibendi?ye tarikatına (Allah ehlinin sırlarını kutlasın) mensub olduğu iddiasında bulunan kimsenin, dostu olan Allah?ın yaptığı şeye razı olması lazımdır. Zira bu tarikat ehline ,sevgili Allah?ın yaptığı bütün şeyler sevgilidir, diyorlar. İşte herhangi bir musibete düçar kalmış bir kimse, bunu düşünürse acısı hafifleyecektir.
**********************
Bir mürşidin yüceliği ve noksanlığı tâbilerinin hepsinin hareketlerinden değil, etbaının çoğunun hareketinden belli olur.
**********************
Kendi ayıblarını görmemezliğe geldiğindenden şüphesiz sen hak ve doğru yolda değilsin. «Kendi nefsinin ayıbıyla meşgul olup da başkasının ayıplarından konuşmayana ne mutlu. Halkı küçültmek, ayıplarından bahsetmek, vakti boş geçirmek, müslümanlar hakkında kötü zan beslemek gibi iş olmayan şeylerin terk edilmesi, kişinin İslâmiyet vasfının güzelliğindendir.» denilmiştir. Ey kardeş! Ölümün hikmeti, hayattakilerin tefekkür edip gaflet uykusundan ayılmaları, ondan ibret almalarıdır.
**********************
Keşif ehli ve temiz ruhlu olan arif ve alimler; bütün masiyet, gaflet ve şehvetin esasının, insanın kendi nefsinden razı olmasında; taat, gafletten ayılma ve iffetin aslının da insanın kendi nefsinden razı olmamasından olduğunu söylemişlerdir.
**********************
Mürşidimiz Hazret, (Allah bizi ve sizi onun sırlarıyla kutlasın). Mevlâna Celâleddin Rumi?den naklen buyurdular ki: «İnsanın kendini boyatması lazımdır. Boyatması, ya yapacağı taatlerde veya dünyada çektiği eziyet ve sıkıntılara karşı sabretmesiyle olur.»
«Allah yolunda salikin önüne gelen her meşakkat onun iyiliği içindir. »
**********************
Kardeşim! Terbiye edilmeden bakımsız olarak kendi kendine yetişmiş ağacın meyvesi yoktur. Şayet olsa da, tatsız olur. Her şeyin bir sebebi olmasının gerektiği, Allah?ın cari bir adetidir. Tenasül, doğma, şeklen, anne ve babasız olmadığı gibi, manevi ilerleme de, eğitimsiz mümkün değildir.
Fırsat buldukça sadatın sohbetlerinden istifade etmek gereklidir. Zira sohbetlerinden hasıl olan manevi faydalar, uzun müddet yapılan şiddetli riyazet ve meşakkatli mücadele ile hasıl olmaz. Çünkü bu yol sahabei kiramın (rıdvanullahi tealâ aleyhim ecmain) yoludur.