Bölümler | Kategoriler | Konular | Üye Girişi | İletişim


Salavat Getirmenin Sevabı..

şahsım adına okumanıza sevindim kardeşim...


şahsım adına okumanıza sevindim kardeşim...




“Allah’a yaklaşmak için vesileler arayın.”

Salavat getirmenin fazileti hakkında İmam-ı Şarani Hazretleri şöyle buyuruyorlar:

“-Büyük veli Aliyyül Havass’ın şöyle konuştuğunu duymuştum”: “Allah’tan bir şey isteyeceğiniz zaman,Allah Resulü(s.a.v.)’in adıyla o şeyi isteyiniz ve şöyle dua ediniz”: “Ey Allah’ım! Sevgili Peygamber’in Muhammed Mustafa(s.a.v.) hürmetine senden şunu isterim.” Şeklinde dileğinizi arz ediniz. Çünkü Allah’ın bir meleği vardır ki, bu isteğinizi anında Efendimiz (s.a.v.)’e bildirir ve O’na: “Filanca kişi, şu haceti için senin Allah katında aracı olmanı istemektedir.” der. Hazreti Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in dua ve istekleri Allah Teala tarafından geri çevrilmez.”

Peygamber (s.a.v.)’e salat getirmek, aynı zamanda cennette onunla buluşup sohbet etmeyi sağlar.

Şeytan çok ibadetlere el uzatır, lakin salavatı şerifeye el uzatamaz. Çünkü Ruhaniyet-i Peygamberi, salavat-ı şerife getirilen yerde bulunur.

ALLAHUMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN VE ALA ALİ SEYYİDİNA MUHAMMED ...



[b]Hazreti Peygamber’in feyz ve ruhaniyetinden istifade etmek için mübarek salavat-ı şerifeler iştiyakla çokça okunmalıdır.Emeği az,derecesi çok yücedir.

Dileği olan bir kimse ihlaslı kalp ile Resulü Ekrem(s.a.v.)’in üzerine 1000 defa salat ü selam getirirse, Allah onun dileğini yerine getirir.

Alinti : www.bilgicagi.net
[/ALLAHUMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN VE ALA ALİ SEYYİDİNA MUHAMMED ... b]

Süfyân-ı Sevrî (k.s)den:

Kâbe-i Muazzamayı tavaf ediyordum. O esnâda bir kimseyi gördüm. Her adımda salavât-ı şerîfe getiriyordu. Merakla kendisine sordum:

Niçin sâdece salavât-ı şerife okuyorsun? Her makâmın bir duâsı vardır. Başka duâ bilmiyor musun?

O kimse bana dönerek şunları anlattı:

Babamla beraber, Hac niyetiyle yola çıkmıştık. Gelirken, babam yolda vefât etti. Yüzü siyah, gözleri gök, başı hınzır başına dönmüş, kendisini çok korkunç bir hâl almıştı. Ben, mahcup olmaktan korktuğum için, durumu kimseye söyleyemedim. Mahzun ve mükedder olarak babamım yüzünü örttüm. Bir müddet sonra gecenin sessizliği ortalığı kaplamıştı.

Üzerimdeki hayret ve dehşet hiç geçmemişti. Bir taraftan yolculuğun verdiği yorgunluk, bir taraftan başıma gelen bu sıkıntı, beni iyice yormuştu. Gayr-i ihtiyârî uykunun kollarına bırakmıştım kendimi.

Çok geçmemişti ki, rüyâ mıydı gerçek miydi, bilemedim. Çadırı beyaz elbiseleri içerisinde nûrânî bir zat şereflendirdi.

Birden etrâfı çok güzel bir koku kapladı. O güne kadar ondan daha güzelini koklamamıştım. İzzet ve vakarla gelip, babamın başı ucuna oturdu. Yüzünden perdeyi kaldırarak, mübârek elini babamın yüzüne sürdü. İçerideki matemin yerini sürûr, zulmetin yerini ise nûr almıştı.

Gözlerimi, o zâtın mübârek yüzünden başka bir tarafa çeviremiyordum. Bir ara gözüm babamın yüzüne ilişti. Gördüklerim hayretimi daha da artırdı. Babamın yüzü eskisinden daha güzel görünüyordu.

O mübârek zât, babamın yanından aynı vakârla kalkıp ayrılacakken; hemen minnet ve şükran ifâdeleriyle:

Siz kimsiniz, beni ve babamı bu gurbet elinde, bu büyük belâdan kurtardınız" diyerek eteğine sarıldım.

Ben Sâhib-i Kurân Muhammed Mustafâyım. Senin baban günahkâr biriydi. Ama, benim üzerime salavât-ı şerîfe getirmeyi de hiç ihmâl etmezdi. Babanın bu hâlini, her gün okuduğu salavât-ı şerîfeyi bana getiren melek haber verdi, dedi ve gözden kayboldu

kaynak;molla cami kütüphanesi :-[


Emegi geçen arkadaşlara ayrı ayrı teşekkürler...


ALLAHUMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN VE ALA ALİ SEYYİDİNA MUHAMMED ...

rica ederiz biz teşekkür ederiz

......Dileği olan bir kimse ihlaslı kalp ile Resulü Ekrem(s.a.v.)’in üzerine 1000 defa salat ü selam getirirse, Allah onun dileğini yerine getirir.

ne güzel paylaşımlar bunlar Meymune kardeşim....
duadan ayırmayınız lütfen...

Peygamberimize salavat getirilmesi, Kur'an ayetiyle sabittir: 'Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygambere hep salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.' (Ahzab, 33/56)

Allah Rasulü (sav) de pek çok hadislerinde, dua ederken kendilerine salavat getirilmesini istemiş ve bunu duanın kabulü için bir vesile olarak zikretmişlerdir.

Tirmizi'nin rivâyet ettiği bir hadiste de Peygamberimiz: 'Beni hayvanına binen yolcunun maşrabası yerine tutmayın. Bana, duanızın başında, ortasında ve sonunda salât okuyun.' (Tirmizî, Salât, 352) buyurmuşlardır. Ayrıca Hz. Übey b. Ka'b'ın (ra) naklettiğine göre bir keresinde Rasulullah (sav) birisine dua edeceği vakit önce kendisine dua (salât ü selam) ederek başla, dedi. (Tirmizî, Daavât, 10) Bir başka defasında Allah Rasulü (sav), huzuruna gelen bir sahâbi kendisine çok salavat getirdiğini söyleyince, Efendimiz (sav) o şahsa, güzel bir şey yaptığını ve bunu daha fazla yapmasını söyledi. O arttırdıkça Rasulullah da onu daha fazla salavat getirmeye teşvik etti.

Bizler de bu emrin gereği olarak, Nâm-ı Celîl-i Muhammedî yâd edilince salât ü selâmlardan birisiyle onu anmalı ve onu hep böyle bir tazimle yâd etmeliyiz.






Salât kelimesi dua manasına gelmektedir ve Allah Rasulü'ne getirilen salât aynı zamanda ona yapılmış bir duadır. Bir Arap şairinin ifade ettiği gibi 'Her dua, kabulü için kanat nevinden salât ü selâma muhtaçtır. Sana, salâte (duaya) gelince o, kanada ihtiyacı olmadan makbuldür.' Bu mantıktan hareketle ulema: 'Duanın başında ve sonunda getirilen salavat, iki makbul dua olması itibariyle orada yapılacak duanın kabul olması için önemli bir sebeptir' demişlerdir.

Dua, bir sırr-ı ubûdiyettir. Onun sayesinde insan, sebeplerin bütün bütün sükût ettiği bir zamanda Müsebbibü'l-esbâp olarak dualara icabet eden Cenab-ı Hakk'ın büyüklüğünü, ululuğunu, azametini çok net bir şekilde görür. Esasen duada insan, aklını, gücünü ve iradesini aşan şeyleri Allah'tan ister. Yani biz çok defa dualarımızda cenneti, cennette ebediyeti, cemâlullahı müşahadeyi, Rabbin bize teveccühünü, maiyetini, bizi yalnız bırakmamasını, bize küsmemesini yani sevdiği insanlara yaptığı muamele ile muamele etmesini isteriz ve bu istekleri de salât ü selâmla destekleriz.

Anlaşılan o ki, O'na getirilen salavat, biz onun gerçek sırrını tam bilemesek de çok önemli.. herşeyden önce, şayet O'na getirilen salavat, Allah Rasulü'nün şefaat-ı uzmâsına insanı çekip götüren birer vesileyse, insan bu konuda ne kadar hassas olsa değer. Zira 'Ona yaklaşmaya vesile arayın' (Mâide, 5/35) âyeti, Allah'a yaklaşmak için vesileleri kullanmamızı emretmektedir. Allah Rasulü'ne salâtü selâm bu mevzuda önemli bir vesile ise, insan onu hiç dilden düşürmemelidir. Bu da Allah Rasulü'yle münasebetin hemen her çeşidi Cenab-ı Hakk'ın bize ayrı bir lütfu olduğunu göstermektedir ki, bu da çok önemli bir husus olsa gerek.

Evet, Allah Rasulü'yle her münasebet bizim için Allah'ın ayrı bir lütfudur. Onun bazı yanlarını budayarak, sadece Allah'tan mesaj alıp getiren özel bir vazifeli görmek, kendi kıstaslarımızla bazı şeylerden O Zat'ı mahrum saymak demektir ki, bu da kendi mahrumiyetimizden başka bir şey değildir. Ne Hz. Ebû Bekir ne Hz. Ömer, O'na vazifesini yapıp giden herhangi bir insan nazarıyla bakmamışlardır. Sahih hadislerde nakledildiğine göre Hz. Ömer, Hz. Abbas'ın elinden tutmuş, 'Allah'ım bu, senin peygamberinin amcasının eli' demiş ve Allah'tan (cc) yağmur istemiş, yağmur da yağmıştır. Hz. Ömer gibi bir mantık insanı dahi, vesile adına böyle şeyler yapıyorsa, bu husustaki ifrat ve tefritleri yeniden gözden geçirmemiz gerekir diye düşünüyorum.

Ona salavat getirilmeden edilen duanın makbul olmayacağı söylenemez. Ancak O'na salavat getirilerek edilen dua kabule daha yakındır.

[i]a=) "ALLAH kabrime bir melek görevlendirdi ve ona bütün mahlukatın sesini işitme kabiliyyetini verdi. Kıyamete kadar kim bana salat(ü selam) getirirse, onun ve babasının ismini de söyleyerek, falan oğlu falan sana salat ediyor diye bana bildirir." Bezzar.

b=)"Sizden biri dua edeceği zaman, noksan sıfatlardan münezzeh olan Rabbine hamdü sena ile başlasın. Sonra nebiye (asv) salat etsin, sonra dilediği duayı etsin."Ebu Davud, Tirmizi.

c=)"Peygambere (asv) salat getirinceye kadar her dua sema ile arz arasında durdurulur. Salat getirilince (ALLAHa) yükselir". Tirmizi, Deylemi.

Übey b. Kabdan : Peygamberimize "Ya resulALLAH! Ben senin üzerine çok salat getiriyorum. Duamın ne kadarını size tahsis edeyim?" dedim. O da "dilediğin kadarını" buyurdu. Bende "dörtte biri" dedim. O da "dilediğin kadar. Artırırsan daha iyi olur."dedi. ben de "dörtte üçü" dedim. Oda " dilediğin kadar. Artırırsan daha iyi olur."dedi. ben de "duamın hepsini (salata tahsis ederek) yapacağım" dedim. Oda o zaman isteğine kifayet eder ve günahların da afvedilir" buyurdu. Müsnedi Ahmed, Taberani
[/i]



Sevgili Peygamberimiz

MollaCami.Com