Bölümler | Kategoriler | Konular | Üye Girişi | İletişim
SAKATLARA YARDIMCI OLMAK SADAKADIR
SAKATLARA YARDIM SADAKADIR
Sakatlığı sebebiyle İlk okulu evde çalışarak bitiren tekin,Orta okula yazılmak ve okumaya devam etmek ister. Yazılırken, okul arkadaşlarının ona ne kadar eziyet edeceklerini hiç düşünmemişdi. Hâlbuki zavallı çocuk, daha okula gittiği ilk gün, arkadaşları ona adını bile sormadılar. Her gören:
— Topal! Diyordu
Ve Tekin böylece daha ilk günden, çok utandığı kusuru yüzüne vurula vurula karşılandı.
«Aaa! Topal!»
En çok korktuğu söz buydu.
Ne tuhaf, daha « Hoşgeldin Sen kimsin?» demeden onu bu sözle karşılamışlardı: Topal!
Ve o günden sonra hep öyle gitti : «Topal aşağı, topal yukarı! Topal şöyle dedi, topal şunu yaptı!»
Hep böyle. Çaresiz Tekin kendi kendine bile söylemekten çekindiği bu korkunç sözle çağırılmaktan o kadar utanıyor, öyle sıkılıyordu ki daha ilk günden, okulda kimse ile arkadaş olamayacağını anladı. Hem zaten okula niçin gidiyordu? Okuyup öğrenmek için değil mi? Mademki kendisini aşağılık görüyor, kendisiyle alay ediyor ve adını bile sormayarak kendisine topal diyorlardı o halde o da kimse ile arkadaş olmayacak, kendisini tamamen derslerine verecekti...
Tekin, değil öteki derslerde jimnastik dersinde bile kısa zamanda arkadaşlarını geride bıraktı. Hem ne geride bırakış?
Yılsonu geldi karneler dağıtılırken Müdür, Tekinin sınıfını şu sözlerle alkışladı:
— Hepiniz iyi çalışmışsınız. Fakat aranızda bir arkadaşınız var ki onu övmeden edemeyeceğim. Bu çocuk bir yıldız, nasıl diyeyim? Çalışkan, çok başarılı biri.
Bütün sınıfın gözleri, bir anda Tekine döndü. Öğretmen bir göz işareti yaparak Tekin'i ileri çağırdı. Müdür Tekinin elini sıktıktan sonra:
— Seni kutlarım oğlum! Dedi. Söyle bakayım bana, senin adın ne?. Tekin sınıf arkadaşlarını acı bir gülümsemeyle süzdü ve onlara bir ders, önemli bir ahlak dersi vermek isteyerek, gür bir sesle şu cevabı verdi:
—Topal!
O güne kadar Tekin'e «Topal» diyen arkadaşları bir suçlu gibi yere baktılar. Bu olaydan sonra arkadaşları O'nu hep Tekin diye çağırdılar
Dinimiz İslam, merhamet, barış ve hoşgörü dinidir. Dolayısıyla Müslüman, çevresine duyarlı, yardım sever ve fedakâr insandır. Çevresinde bulunan bedensel veya zihinsel engellilerle yakın ilgi kurar, onların işlerinde kendilerine yardımcı olur. Onlara iş imkânı sağlayıp çalışma gücüne güç katar. Onları aşağılamaz ve onlarla alay etmez.
Mekkenin ileri gelenlerine sohbet eden Peygamberimizin yanına gözleri görmeyen İbni Mektum gelir ve konuşmasına sık sık müdahil olur. Bunun üzerine Peygamberimiz, şimdi bunun sırası mı dercesine yüzünü ekşitmiş ve bu nedenle Rabbimizin ikazına maruz kalmıştır.
Bu durum Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır.
“(Peygamber), âmânın kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve çevirdi. (Resûlüm! onun halini) sana kim bildirdi! Belki o temizlenecek, yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.”
Bu emirden sonra peygamberimiz(a.s) o zatla ilgilenmiş, hayatı boyunca ona yardımcı olmuş Hemde 13 kez namaz kıldırması için yerine vekil bırakmış ve bu davranışı ile bizlere örnek olmuştur.
Değerli gönül dostlarım;
Zayıf ve düşkünlere yardımcı olmak, onlara yol göstermek veya yollarındaki engelleri kaldırmak, İslam ahlâk kurallarından sayılmıştır. Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır:
"Üç şey vardır, bunlar kimde bulunursa, Allah onun üzerine himayesini açar ve onu cennete koyar: "Sakat ve Zâyıflara rıfk,(yumuşak davranmak) anne babaya şefkat, ihsan."Başka bir hadis-i şerifte de; engellilere yardım edilmesi teşvik ve tavsiye edilerek şöyle buyrulmaktadır:
"… Yolunu kaybeden kimseye yolu gösterivermen sadakadır; gözü sakat kimse için görüvermen sadakadır;Sakat ve yaşlılara yardım, onların yoludan taş, diken, (gibi şeyleri) kaldırıp atman onları hayata bağlaman sadakadır; ."
Muhterem Gönül dostlarım;
Engelli olmak her insanın karşılaşabileceği muhtemel bir gerçektir. Şöyle ki; yaşlılık, hastalık, sevgi ve saygısızlık gibi birçok haller de bir çeşit engelliliktir. Her türlü noksanlık biz insanoğlu içindir. Bizim yapacağımız şey, kendimizden daha kötü durumda olanlara bakıp halimize şükretmek, iman ve sabırla hayata bağlanmaktır. Bedensel veya zihinsel özür iyi bir insan olmamıza engel değildir. Çünkü üstünlük ve şeref bedeni ve maddi ziynette değil, iman ve güzel ahlâktadır.
O halde sadece yılın belirli günleri ve haftalarında engellileri hatırlayıp, diğer zamanlarda onları ihmal etmeyelim. Onları topluma kazandıralım. Hayata küsmüş, dertleri ile baş başa kalmış ve ümitsizlikler içerisinde kıvranan kardeşlerimize; “Allah’tan ümidin kesilmeyeceği” duygusunu hissettirelim.
Değerli kardeşlerim, şu da bilinmelidir ki: asıl engel bedensel engeller değil, gönüllerdeki engellerdir. Kur’an-ı Kerim de: “.. gerçekte gözler değil, göğüslerdeki kalpler (kalp gözleri) kör olur.”Buyurulmuştur.