Bölümler | Kategoriler | Konular | Üye Girişi | İletişim
Sıkıntı ve Musibetler birer nimet mi?
Budünyanın en güzel şeyi hüzün ve kederdir. Bu sofranın hazmı kolaynimeti de elem ve musibettir. Bu bir şekerdir ki ekseriyâ ona acışeyler kılıf yapılmış da belâ görünür. Saâdet sâhibi uyanık olanlaronun tadına bakar, acıyı şeker gibi yerler. Onun acılığını şekerdendaha tatlı bulurlar.
Dünyaya ve dünya hayatına düşkün olmayanlar, sevdiği Mevlâ'dan gelen her hükmü hoş görür güzel karşılarlar. M. İ. R. C-2 M - 29
Cenâb-ıHak, bir kimseye mihnet,sıkıntı, belâ vermek istemişse, "Hakk'ınmuradıdır" diye, seven nazarında hoş karşılanmalıdır. Kişinin muradıHak Teâlâ'nın muradına muvafık olur da böylece elemde lezzete sebepolur. M. İ. R. C-3 M-15
İnsana gelen her mihnet ve elem, ALLAHüTeâlâ'nın takdiri ve dilemesiyle olduğundan, razı olmaktan gayri çareve başka bir yol yoktur. İbadetleri yerine getirmede acele ediniz vegayretli olunuz. Ağrı ve hastalıklara sabrediniz ve Hak Teâlâ'nınkereminden iyilik isteyiniz. ALLAH'ın hükmü olmadan, kimse kimsedekizararı gideremez. İşte hakîkî kulluk yolu böyle inanmaktır.
Muhaliflerin ezâsına sabredin, onları büyüklerin bâtınına havale ediniz. M. İ. M. C-1 M-72
Hoşçadüşünülsün ki, dünyada dert, elem ve musîbet olmasa, kurtuluş olmazdı.Zira belâlar; sıkıntı veren şeyleri ve hadiseleri, acı ilâcın hastalığıgiderdiği gibi, def'eder. Bu fakire mâlûm olduğu üzere, umûmî davetlerde yemek verenlerin hâlis niyete kudretleri olmadığından,yemekte zulmet hasıl olur; yemek yiyenlerden bazı kimseler onda noksanbulur, tenkit ederler; yemek veren kimse de üzülür. Bu üzüntü sebebiyleyemekte olan zulmet kalkar ve ALLAH indinde kabule sebep olur...
İnsanoğlununyaratılışındaki hikmet, ve maksat; Cenâb-ı Hakka ibâdet etmek, hakir vezelil halini ve yokluktan ibaret olduğunu bilmektir.
Bilhassadindar Müslümanlar için dünya, zindandan ibarettir. Zindanda zevkleyeme-içmeyi düşünmek akıldan uzak bir iştir. Âdemoğlu için mihnete vemeşakkate mukavemet ve sabretmekten gayri çare yoktur. Yücelmek ancakbu suretle müyesserdir. (M.İ.R.C1 M.64)
Büyük günah işleyenlerinsuçları tevbe ile, şefaatle veya afv-ü ihsanla veya dünyanınsıkıntılarıyla ve ölümün şiddetiyle affolunmazsa, ümit olunur ki,bazıları kabir azabıyla kurtulur. Bazısı da kıyâmetin mihnetleriyleaffolunur da günahı kalmaz ve cehennem azabı görmez. M. İ. R. C-1 M-266
ŞeyhMuhiddin-i Arabî K.S. "Evliyâdan evvelâ belânın gitmesini istemekalınmıştır. Zira velî kul, belâyı Mevlâ'dan bilir ve O'nun muradıolduğunu düşünür de gitmesine gayret etmez. Gitmesini dilerse de bu,duâya teşebbüs içindir. Hakikatte hiç istemez ve Hak'tan ne gelirselezzet alırlar." demiştir. M. İ. R. C-3 M-15
Kötü işlerin ve günahların sebeb olduğu belâları Hak Teâlâ halk eder. Böylece insan belâ ve musibetin mahalli olur.
M. İ. M. C-1 M-119
Sebeblere sarılmak
Sebebleresarılmak, tevekküle mânî değildir. Ancak te'siri Cenâb-ı Hak'tan bilip,kuvvetli itimat ve itikad edip yine o anda kuvvetli olan sebebesarılmalı. Lâkin "Hayâlî ve uzak olan bir sebebe sarılmak tevekküldeğildir" demek mümkündür. Fakat sebeb olduğu yakînen bilinen bir şeyiterk etmek de câiz değildir. Ateşi yaktığınız zaman yakma hassasını HakTeâlâ'dan biliniz. Bir şey yediğinizde biliniz ki, te'sir etmekALLAH'tandır. Eğer kişi ihtiyaç vaktinde sebebe sarılmayı terk eder vebu yüzden mazarrata uğrarsa âsî olur...
Sebeb üç nevîdir:
1. Hayâlî: Bunun terki lâzımdır.
2. Yakînen bilinen: Yapışılması vâcibtir.
3.Şüpheli, zannî: Bu da iki şekilde câizdir. Teşebbüs etmekte veyaetmemekte muhayyer... Hak Teâlâ, Kur'ân-ı Mecîd'de meşveret ve tevekkülile emir buyurdu. M. İ. M. C-1 M-182
ALINTI
ahiret kolay kazanılmıyo tabiki.cemali ilahiye ile müşerref olmak istiyoruz.allahın cemalini görmek bukadar kolay değil.dışardan günlük güneşlik gibi görünsede herkesin içinde bi sıkıntısı mutlaka vardır.sabretmek allaha dua etmek gerekir zor olsada.bu sıkıntılar bizi mevlaya ulaştıracakdır inşaalah.
Harika bir yazı, tamamlar bazıları bazılarını
Desene kolay yemek yok hazırlar onu bazıları ;)
Teşekkürler.