Bölümler | Kategoriler | Konular | Üye Girişi | İletişim


Kazanmak Yada Kaybetmek

Dünyaderdiyle bitap düştüğümüz şu hengamelerde nazarımızı ahirete tevcihetmenin vakti gelmedi mi? Saniyeler aleyhimize hızla işlemekteykendurmak bilmeyen zamanın kollarında ne vakit, kaç yaşında geleceği belliolmayan bir ölüm hadisesiyle karşı karşıyayız. Peki ölüm öldürülebilirmi? Cevabı, içinde bulunduğumuz asrın hal ehli Bediuzzaman Said NursiHazretlerinden:

“…. Ölüm öldürülmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor”

Eveten büyük meselemiz, vuku’ bulması muhakkak olan ölüme çareleraramaktır. Ölümü madem öldüremiyoruz öyle ise ölümü halk eden Hâlık’ınbizden ne istediğini ve neler vaat ettiğini bilmemiz gerekiyor. Sual decevap da Üstad Bediuzzman’dan:

“Mâdem herşey elimizden çıkacak, fâni olup kaybolacak. Acaba bâkiye tebdil edip ibka etmek çaresi yok mu?”. “Evet. Var”

“Sual: Nedir?”

“Elcevab: Emaneti, sahib-i hakikîsine satmak..”

Pekibiz, bize verilen canımızı, malımızı bize bunları veren, bunların asılsahibi olan Allah için kullandığımızda, ilahi ferman olan Kur’anlisanıyla “emaneti sahib-i hakikisine” sattığımızda kârımız ne olacak?Sözü yine Üstadımıza havale ediyoruz:

“Fâni mal, beka bulur…”. ”Cennet gibi bir fiyat veriliyor”.

Acababu ücret az mıdır ki biz hala gaflet sarhoşluğunda naralar atıyoruz vehiç ölemeyecekmiş gibi dünyaya bütün himmetimizle çalışıyoruz. Dünyayınbu ufunetli kokularını amber diye yüzümüze dürüyoruz. Gül-i Muhammedî(s.a.v)kokusuna ne zaman hasret duyacağız? Yoksa Allah’ın vadindenşüphemiz mi var? Haşa ve kella.

Ya insanoğlu budünyaya insan neden geldi ve neden gidiyor ve nereye sevk olunuyor?İman beraatıyla, iman senediyle huzur-u ilaye gittiğimizde, Allah’ınrahmetinden vaat ettiği şeyler nelerdir acaba? Aksi durumunda başımızaneler gelecek biliyor muyuz? Nazarımızı tekrar üstadımıza kalbediyoruz:

“Şu zamanda her mü'min için, belki herkes için küre-iarz kadar bir bâkî tarla ve o tarla baştan başa bahçeler ve kasırlarlamüzeyyen ebedî bir mülk almak; ve o mülkü kazanmak veya kaybetmekdâvası açılmış. Demek, her birtek adamın başına öyle bir dâva açılmışki: Eğer İngiliz ve Alman kadar serveti ve kuvveti olsa ve aklı davarsa, yalnız o dâvayı kazanmak için bütününü sarfedecek. Elbette odâvayı kazanmadan evvel başka şeylere ehemmiyet veren dîvânedir.”

Üçüncüalternatifi olmayan bir müsabakanın içerisindeyiz: Kazanmak ya dakaybetmek! Zaman-ı ademden bu yana çok şeyler değişti; binekler,libaslar, asırlar.. Hatta hayaller bile. Tek değişmeyen nedir?

“Eynefsim! Deme: “Zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış,hayata perestiş eder. Derd-i maişetle sarhoştur.” Çünkü: Ölümdeğişmiyor. Firak bekaya kalbolup başkalaşmıyor. Acz-i beşerî, fakr-ıinsânî değişmiyor, ziyâdeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor, sür'atpeyda ediyor.”

Ecel tokadını yemeden aklımızı başımızadevşirmenin zamanı geldi de geçiyor. Gaflete düşmekle hata yaptık amaartık bu sarhoşluktan uyanmanın da zamanı geldi geçiyor. Kaybeden çokşey kaybedecek ama kazan öyle bir şeyler kazanıyor ki:

"Öylebir Rahman, böyle bir alemde, öyle has ibadına, öyle ikramlar edecek;ne göz görmüş, ne kulak işitmiş, ne kalb-i beşere hutur etmiştir.Amenna…"

Alıntı



Hayatın İçinden İslam

Molla Cami Youtube Kanalı

MollaCami.Com