Bölümler | Kategoriler | Konular | Üye Girişi | İletişim
Peşin olanı sevmek
Olması gereken budur ama olan genellikle Kıyamet suresinin 20 ve 21. ayetlerinde ifade buyurulduğu gibidir maalesef. “(Ey insanlar!) Gerçek şu ki siz peşin olanı (hazırda bulunanı, çarçabuk geçecek dünya hayatını ve nimetlerini) seviyorsunuz da ahireti bırakıyorsunuz”.
Dünya sevgisi, hırs, riyaset tutkusu, insanı dünyevî makamlara yükseltirken, çoğu zaman sahip olduğu en yüksek makamdan, “yaradılmışların en şereflisi” mevkiinden indiriyor oysa. Allah’ın yeryüzündeki halifeliğinden alıyor, nefsinin ve şeytanın oyuncağı haline getiriyor onu. Meşhur hikâyede anlatıldığı gibi mevki, makam, rütbe sahibi oluyor belki ama “adam” olamıyor ya da âdemiyetini kaybediyor.
Çünkü insan bir makama sahip olmak için, sahip olduğu mevkiini korumak için yahut daha yukarılara çıkmak için türlü ayak oyunları yapabiliyor, yalan söyleyebiliyor, olduğundan farklı görünmeye çalışabiliyor. Artan meşguliyeti, kulluk vazifelerini ihmale hatta büsbütün terk etmeye sebep olabiliyor. Yakalandığı şöhret afeti benliğini kabartıyor. Övülmekten hoşlandıkça feraset ve basiretini kaybediyor; hak ve bâtılı seçemez, günahlarını göremez hale geliyor.
Hele bir de bulunduğu makamın gerektirdiği niteliklerden yoksunsa, böylece zulmettiği insanların âhını almakla kalmıyor, sonunda mutlaka rezil rüsva olup ayrılıyor. Yetmiyor, o makamı bıraktıktan sonra da iyi hatırlanmıyor, hakaretlerle anılıyor.